Prof. Dr. Dokucu, Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen ''Hemşirelikte Yönetim Kongresi''nde yaptığı konuşmada, hemşirelerin hastanelerin olmazsa olmazı olduğunu, yönetimsel anlamda vazgeçilmez olduklarını, bulunmamaları durumunda hastanelerde büyük bir karmaşanın yaşandığını başhekimlik sürecinde öğrendiğini söyledi.
Dokucu, hemşirelerin olmaması durumunda hastanelerde kaliteden söz edilemeyeceğini belirterek, şunları söyledi:
''Türkiye'de hemşire sayısı 100 bin, ebeler de dikkate alındığında bu sayı 130 bin. Hekim sayısı da 110 bin. 74 milyonluk nüfusa oranla açıkçası bir sıradan Avrupa ülkesi ile karşılaştırdığımızda olağanüstü derecede düşük rakamlar bunlar. Almanyada 85 milyon nüfus, 180 bin hekim var. 700 bine yakın hemşire arkadaşımız var. Fransa da benim hekimlik yaptığım döneme kıyasla kendi servisim gibi bir serviste benim sahip olduğum hemşirenin 3 katı ile çalışıyorlar. Biz 12 kişi ile götürüyoruz, onlar 36 kişi ile çalışıyor. Gecesi de böyleydi, gündüzü de böyleydi. Biz geceleri servisleri biraz Allah'a biraz sizlere emanet ediyoruz. Çünkü o hasta yükünü gündüz var olan sayının aşağı yukarı dörtte biri olan bir rakamla devrediyoruz. Bu açıkçası hem sizler açısından hem de hastalar açısından birçok risk içeriyor.''
Hemşirelerin sadece hemşirelik hizmetinde çalışması gerektiğini vurgulayan Dokucu, sağlık yöneticisinin başka yerde bulunamadığı zamanlarda mecburen hemşire atandığını, bunun da bazı açmazlara sebep olduğunu kaydederek, ''Hem hemşireniz az, hem de onları başka yerlerde istihdam etmek zorunda kalıyorsunuz. Sağlık denetimi açısından bakıldığında sisteme eleman üreten mekanizmalar yok veya istenilen formatta değil'' diye konuştu.
Dokucu, hemşirelik toplantılarının çok sık yapıldığına işaret ederek, ''Bu bitmeyen kendini geliştirme arzusu, süreçlerin içerisinde olma motivasyonu mutlak suretle değerlendirilmeli ve daha aktif olarak hastane yönetimsel yapılanması içerisinde yer almamalı. Şu an için söz konusu değil, ama sağlık bürokrasisinde, mesela İstanbul'da bir hemşirelik bürosu var, bu yapısal değil, Bakanlıkta bildiğim kadarıyla böyle bir yapılanma yok. Yani hemşire arkadaşlarımızın aldığı konum bir sağlık elemanı bürokratik olarak. Ancak gördüğümüz şey ve yaşadığımız süreç bir sağlık elemanı olmaktan çok sağlığı yöneten önemli etkenlerden biri haline dönmüştür. Bunu sağlayan da tüm hemşire arkadaşlarım'' dedi.
Yarın bitecek kongrede, Türkiye'de sağlık politikaları ve sağlık mevzuatı ile hemşirelik yönetimi gibi konular tartışılacak.
Dokucu, hemşirelerin olmaması durumunda hastanelerde kaliteden söz edilemeyeceğini belirterek, şunları söyledi:
''Türkiye'de hemşire sayısı 100 bin, ebeler de dikkate alındığında bu sayı 130 bin. Hekim sayısı da 110 bin. 74 milyonluk nüfusa oranla açıkçası bir sıradan Avrupa ülkesi ile karşılaştırdığımızda olağanüstü derecede düşük rakamlar bunlar. Almanyada 85 milyon nüfus, 180 bin hekim var. 700 bine yakın hemşire arkadaşımız var. Fransa da benim hekimlik yaptığım döneme kıyasla kendi servisim gibi bir serviste benim sahip olduğum hemşirenin 3 katı ile çalışıyorlar. Biz 12 kişi ile götürüyoruz, onlar 36 kişi ile çalışıyor. Gecesi de böyleydi, gündüzü de böyleydi. Biz geceleri servisleri biraz Allah'a biraz sizlere emanet ediyoruz. Çünkü o hasta yükünü gündüz var olan sayının aşağı yukarı dörtte biri olan bir rakamla devrediyoruz. Bu açıkçası hem sizler açısından hem de hastalar açısından birçok risk içeriyor.''
Hemşirelerin sadece hemşirelik hizmetinde çalışması gerektiğini vurgulayan Dokucu, sağlık yöneticisinin başka yerde bulunamadığı zamanlarda mecburen hemşire atandığını, bunun da bazı açmazlara sebep olduğunu kaydederek, ''Hem hemşireniz az, hem de onları başka yerlerde istihdam etmek zorunda kalıyorsunuz. Sağlık denetimi açısından bakıldığında sisteme eleman üreten mekanizmalar yok veya istenilen formatta değil'' diye konuştu.
Dokucu, hemşirelik toplantılarının çok sık yapıldığına işaret ederek, ''Bu bitmeyen kendini geliştirme arzusu, süreçlerin içerisinde olma motivasyonu mutlak suretle değerlendirilmeli ve daha aktif olarak hastane yönetimsel yapılanması içerisinde yer almamalı. Şu an için söz konusu değil, ama sağlık bürokrasisinde, mesela İstanbul'da bir hemşirelik bürosu var, bu yapısal değil, Bakanlıkta bildiğim kadarıyla böyle bir yapılanma yok. Yani hemşire arkadaşlarımızın aldığı konum bir sağlık elemanı bürokratik olarak. Ancak gördüğümüz şey ve yaşadığımız süreç bir sağlık elemanı olmaktan çok sağlığı yöneten önemli etkenlerden biri haline dönmüştür. Bunu sağlayan da tüm hemşire arkadaşlarım'' dedi.
Yarın bitecek kongrede, Türkiye'de sağlık politikaları ve sağlık mevzuatı ile hemşirelik yönetimi gibi konular tartışılacak.






Memur % Kaç Zam Alacak?


ÇALA KALEM
