Ameliyata oğlunu kurtarmak için girdi. Ciğerinin yarısı oğlunu yaşatamadı, ancak hiç tanımadığı minik bir kıza can oldu. Anne öğrenince "Helali hoş olsun" dedi
Ciğerinin yarısını bağışladığı oğlu ameliyat sırasında ölünce annenin organı hiç tanımadığı küçücük bir kızın hayatını kurtardı. Acılı anne her şeyi öğrendiğinde "helali hoş olsun" diyerek, minik kızı odasında ziyaret etti ve sıkıca sarılarak teselli buldu.
Her şey adeta bir film gibiydi. Anne A.S, doğuştan engelli olan oğlunu yaşatmak için büyük bir savaş verdi. Üç çocuğu daha vardı ancak oğlu onun canının bir parçasıydı. Zekâ özrü dışında oğlunun Wilson Sirozu denen bir hastalığı vardı. Buna rağmen 18 yaşına gelmişti ancak şimdi ölüm kalım mücadelesi veriyordu. Organ bekleme listelerine yazılmış ama sonuç alamamıştı. Durumu giderek kötüleşiyordu. Anne, doktorların 'çok riskli' uyarılarına rağmen karaciğerinin bir parçasını oğluna vermek istedi.
Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Ekibi, bu operasyonun başarı şansının yüzde 10 bile olmadığını aileye açıkladı. Anne ve baba kararlıydı. İmzalar verildi, onay kağıtları imzalandı. Operasyon sabah erkenden başladı. Önce anneden karaciğerinin bir kısmı alınacaktı. Aynı anda oğlunun ameliyatı başlayacak ve alınan karaciğer nakledilecekti. 07.30'da anne ameliyata alındı ve yaklaşık 5 saatlik bir operasyon sonrasında annenin karaciğerinin yüzde 60'ı başarıyla çıkarıldı. Bu sırada oğlu da ameliyata alındı. Ancak operasyonun hemen başında kalp ve solunum durması gerçekleşti, tüm çabalara rağmen kurtarılamadı.
BABANIN ZOR KARARI
Organ nakli ekibi, büyük bir hüzün içindeydi hastalarını kaybetmişlerdi ve ellerinde bir annenin karaciğerinin yarısı duruyordu. Bu organ çöpe gidecek ya da bir başkasının hayatını kurtaracaktı. Bu kararı vermesi gereken anne baygındı. Kararı birazdan oğlunun ölüm haberini öğrenecek baba vermeliydi. Ekip başkanı Doç. Dr. Alihan Gürkan, ameliyathaneden çıktı. Acılı babaya durumu anlattı. Baba gözyaşları içindeydi, buna rağmen "Birinin hayatı kurtulsun" dedi ve onay kağıtlarını imzaladı. Bu karar yetmiyordu. Akrabalık bağı olmadan bir başkasına organ nakli yapılamayacağı için Sağlık Bakanlığı'nın onayı gerekiyordu. Üstelik Bakanlığı bilim kurulu izinlerin bir saat içinde tamamlanması zorunluydu. Çünkü organın bir parçası olduğundan dayanma süresi çok kısıtlıydı. Karaciğer özel solüsyona koyuldu.
ÖZGE HAZIRLANDI
Bu sırada Sağlık Bakanlığı ile görüşüldü. İzinler beklenirken bir yandan da uygun hasta aranmaya başlandı. Son derece kritik durumda bulunan dokuz yaşındaki Özge Öner, operasyon için hazırlandı. Siroz hastası Özge ilkokul öğrencisiydi, genetik bir hastalık nedeniyle karaciğeri iflas etmişti. Altı yaşındaki kardeşi Özgür'e bu yaz karaciğer bulunmuştu ama o umutsuzca organ bekliyordu. Bakanlıktan izin gelir gelmez minik kız operasyona alındı. Hiç tanımadığı bir annenin ciğeri ona nakledildi. Ameliyat bittikten sonra yan yana odalarda yatıyorlardı ancak birbirlerini tanımıyorlardı. Anneye önce durum açıklanmadı, sağlık durumunun düzelmesi için iki gün beklendi. Daha sonra doktor ekibi ve baba tarafından gerçekler söylendi. Gözyaşları içindeki anne ve zor kararlarını vermek zorunda olan baba minik Özge'yi görmek istedi. Odaya ziyarete gittiklerinde anne minik kıza sarıldı ve onunla teselli buldu.
AKDENİZ Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Alihan Gürkan o gün yaşadıklarını şöyle anlattı:
Çocuğunun öldüğünü söyleyeceğiniz babadan organ bağışı istemekten çekinmediniz mi? Çok zor bir durumdu ama ya bir organ çöpe gidecekti ya da hayat kurtaracaktı. Bu safhada baba, insanlık dersi olması gereken bir karar verdi ve 'Benim evladım öldü, başkalarınınki yaşasın' dedi. Hepimizin gözleri doldu. Baba insanlığın ölmediğini gösterdi. Bir ailenin acısı, diğer bir ailenin sevinci ve umudu oldu.
AİLENİN YÜCE KARARI
Sizler doktorları olarak hastalarınız için bu kararları verirken zorlandınız mı? Bazı kararlar zor ve korkutucu olsa da bizler yaşam kurtarmaya yemin ettik. Bunları vermek zorundayız. Bizim kararımızın, bağışlayıcı ailenin kararının yüceliği yanında lafı bile olmaz. Eğer bu organı çöpe atmak zorunda kalsa idik, gerçekten insanımız ve bağış olayına duyduğum güven zedelenecekti. Bağışçı aile, benim Türkiye'deki organ nakline olan güvenimi ve inancımı artırdı. Engeller ne olursa olsun böyle insanlarımız olduğu sürece bizim ülkemizde organ nakline olan inancımız bitmez. Bu tür motivasyonlar bizim gücümüzü artıracaktır. Türk insanı bu olayla her şeyin en iyisine layık olduğunu ispatladı.
Anneye bu olayları nasıl açıkladınız? O sahneyi hayatım boyunca unutamam. Durumu baba ile birlikte açıkladık. Odadaki hemen herkes anneye 'Bu konuda sizin de onayınızı almak bizi vicdanen rahatlatır' dediğimizde 'Helali hoş olsun başka bir çocuk kurtulmuş' dedi. Hepimiz ağlamak üzereydik. Sonra gidip o çocuğa sarıldı. Bu gerçek Türk insanının yüce gönüllülüğü ve insanlık dersiydi. SABAH
Ciğerinin yarısını bağışladığı oğlu ameliyat sırasında ölünce annenin organı hiç tanımadığı küçücük bir kızın hayatını kurtardı. Acılı anne her şeyi öğrendiğinde "helali hoş olsun" diyerek, minik kızı odasında ziyaret etti ve sıkıca sarılarak teselli buldu.
Her şey adeta bir film gibiydi. Anne A.S, doğuştan engelli olan oğlunu yaşatmak için büyük bir savaş verdi. Üç çocuğu daha vardı ancak oğlu onun canının bir parçasıydı. Zekâ özrü dışında oğlunun Wilson Sirozu denen bir hastalığı vardı. Buna rağmen 18 yaşına gelmişti ancak şimdi ölüm kalım mücadelesi veriyordu. Organ bekleme listelerine yazılmış ama sonuç alamamıştı. Durumu giderek kötüleşiyordu. Anne, doktorların 'çok riskli' uyarılarına rağmen karaciğerinin bir parçasını oğluna vermek istedi.
Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Ekibi, bu operasyonun başarı şansının yüzde 10 bile olmadığını aileye açıkladı. Anne ve baba kararlıydı. İmzalar verildi, onay kağıtları imzalandı. Operasyon sabah erkenden başladı. Önce anneden karaciğerinin bir kısmı alınacaktı. Aynı anda oğlunun ameliyatı başlayacak ve alınan karaciğer nakledilecekti. 07.30'da anne ameliyata alındı ve yaklaşık 5 saatlik bir operasyon sonrasında annenin karaciğerinin yüzde 60'ı başarıyla çıkarıldı. Bu sırada oğlu da ameliyata alındı. Ancak operasyonun hemen başında kalp ve solunum durması gerçekleşti, tüm çabalara rağmen kurtarılamadı.
BABANIN ZOR KARARI
Organ nakli ekibi, büyük bir hüzün içindeydi hastalarını kaybetmişlerdi ve ellerinde bir annenin karaciğerinin yarısı duruyordu. Bu organ çöpe gidecek ya da bir başkasının hayatını kurtaracaktı. Bu kararı vermesi gereken anne baygındı. Kararı birazdan oğlunun ölüm haberini öğrenecek baba vermeliydi. Ekip başkanı Doç. Dr. Alihan Gürkan, ameliyathaneden çıktı. Acılı babaya durumu anlattı. Baba gözyaşları içindeydi, buna rağmen "Birinin hayatı kurtulsun" dedi ve onay kağıtlarını imzaladı. Bu karar yetmiyordu. Akrabalık bağı olmadan bir başkasına organ nakli yapılamayacağı için Sağlık Bakanlığı'nın onayı gerekiyordu. Üstelik Bakanlığı bilim kurulu izinlerin bir saat içinde tamamlanması zorunluydu. Çünkü organın bir parçası olduğundan dayanma süresi çok kısıtlıydı. Karaciğer özel solüsyona koyuldu.
ÖZGE HAZIRLANDI
Bu sırada Sağlık Bakanlığı ile görüşüldü. İzinler beklenirken bir yandan da uygun hasta aranmaya başlandı. Son derece kritik durumda bulunan dokuz yaşındaki Özge Öner, operasyon için hazırlandı. Siroz hastası Özge ilkokul öğrencisiydi, genetik bir hastalık nedeniyle karaciğeri iflas etmişti. Altı yaşındaki kardeşi Özgür'e bu yaz karaciğer bulunmuştu ama o umutsuzca organ bekliyordu. Bakanlıktan izin gelir gelmez minik kız operasyona alındı. Hiç tanımadığı bir annenin ciğeri ona nakledildi. Ameliyat bittikten sonra yan yana odalarda yatıyorlardı ancak birbirlerini tanımıyorlardı. Anneye önce durum açıklanmadı, sağlık durumunun düzelmesi için iki gün beklendi. Daha sonra doktor ekibi ve baba tarafından gerçekler söylendi. Gözyaşları içindeki anne ve zor kararlarını vermek zorunda olan baba minik Özge'yi görmek istedi. Odaya ziyarete gittiklerinde anne minik kıza sarıldı ve onunla teselli buldu.
AKDENİZ Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Alihan Gürkan o gün yaşadıklarını şöyle anlattı:
Çocuğunun öldüğünü söyleyeceğiniz babadan organ bağışı istemekten çekinmediniz mi? Çok zor bir durumdu ama ya bir organ çöpe gidecekti ya da hayat kurtaracaktı. Bu safhada baba, insanlık dersi olması gereken bir karar verdi ve 'Benim evladım öldü, başkalarınınki yaşasın' dedi. Hepimizin gözleri doldu. Baba insanlığın ölmediğini gösterdi. Bir ailenin acısı, diğer bir ailenin sevinci ve umudu oldu.
AİLENİN YÜCE KARARI
Sizler doktorları olarak hastalarınız için bu kararları verirken zorlandınız mı? Bazı kararlar zor ve korkutucu olsa da bizler yaşam kurtarmaya yemin ettik. Bunları vermek zorundayız. Bizim kararımızın, bağışlayıcı ailenin kararının yüceliği yanında lafı bile olmaz. Eğer bu organı çöpe atmak zorunda kalsa idik, gerçekten insanımız ve bağış olayına duyduğum güven zedelenecekti. Bağışçı aile, benim Türkiye'deki organ nakline olan güvenimi ve inancımı artırdı. Engeller ne olursa olsun böyle insanlarımız olduğu sürece bizim ülkemizde organ nakline olan inancımız bitmez. Bu tür motivasyonlar bizim gücümüzü artıracaktır. Türk insanı bu olayla her şeyin en iyisine layık olduğunu ispatladı.
Anneye bu olayları nasıl açıkladınız? O sahneyi hayatım boyunca unutamam. Durumu baba ile birlikte açıkladık. Odadaki hemen herkes anneye 'Bu konuda sizin de onayınızı almak bizi vicdanen rahatlatır' dediğimizde 'Helali hoş olsun başka bir çocuk kurtulmuş' dedi. Hepimiz ağlamak üzereydik. Sonra gidip o çocuğa sarıldı. Bu gerçek Türk insanının yüce gönüllülüğü ve insanlık dersiydi. SABAH






Memur % Kaç Zam Alacak?


ÇALA KALEM
