Tüm Sağlık Sen'in konuya ilişkin açıklası şu şekilde;
Son günlerde alevlenen jet paramediklik tartışmaları neticesinde Acil Tıp Teknisyenleri Dernekleri ile PARAMEDİK dernekleri neredeyse birbirlerine girmek üzere. Tartışma bu gruplarla bağlı kalmayıp birkaç sendika tarafından da popülist politika uğruna körüklenmekte, olay neredeyse kavgaya döndürülmekte ve konuya tarafsız yaklaşmaya çalışan sağlık medyası da konuya dahil edilmektedir.
Tüm Sağlık-Sen olarak konuya ilişkin ilk kez açıklama yapacak ve bundan sonra konunun sıkı takipçisi olacağımızı aşağıdaki yol haritamızla göstermiş olacağız.
Paramedik dernekleri, paramedikliğin ayrı bir meslek olduğunu herkesin Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri olmaması gerektiğini söylüyor. Bu fikre kesinlikle katılmıyoruz. Evvela ülkemizde paramediklik kavramı ve uygulaması değil Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri uygulaması mevcuttur. Konuya hakim taraflar iki kavramın ve istihdam modelinin birbirinden çok farklı olduğunu bilirler.
Herkes Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri olamaz düşüncesi “Ben Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri oldum, başkası olmasın” düşüncesidir. Bu düşünce benden sonrası tufan düşüncesidir. Eğer bu düşünce ile hareket edilirse ortaya şöyle bir portre çıkıyor; ülkemizde kadrolu Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Yani Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri kadrolu değil sözleşmelidir. Açıklama, belli bir konuma kadar gelmiş, söyledikleri kitleler tarafından takip edilen mercilerde bulunan, sivil toplum örgütlerinde yöneticilik pozisyonlarını yakalamış v.s. kadrolu kişilerin konumlarını kaybetmemek için HERKES KADROLU OLMAMALI demesiyle aynı mantıksız ve gerçeklerden uzak sonucu doğurur. Bizden sonrası tufan düşüncesi ile hareket edilirse hiçbir Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri kadro alamaz. Sadece Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri değil diğer branşlarda alamaz. Bundan kim kazanım elde edebilir.
Acil Tıp Teknisyenleri dernekleri ve bazı sivil toplum örgütleri ise jet Ambulans ve Acil Bakım Teknikerliği kemikleşmiş düşüncelerle savunmakta konuyu oldu bitti mantığıyla çözme hevesine girmektedir. Bu düşüncede yanlıştır. Evet, katılıyoruz, eğitimde fırsat eşitliği getirilmeli ve herkese bu hak verilmelidir. “Ama sırf maaş almak için bu görevi yürütenler var. Sırf, sigortası devlet tarafından yatırılıyor diye sevmediği halde bu görevin etik kısmını boşlayarak üstünkörü hizmet verenler var. Babam beni zorla sağlığa gönderdi, ambulans umurumda değil benim özel işim var, özel sektörde çok güzel kazanıyorum, okula bile gitmedim hocalar sağ olsun geçirdi diyen ve yürüttüğü görevin ne kadar ulvi olduğunun farkında olmayanlar var. Uzaktan eğitim hakkı verilirken mesleğe bu şekilde bakan kişileri de eleyecek bir eğitim sistemi getirilmelidir.
Popülist politika güden sendikaların ve konuya heyecanla yaklaşan Acil Tıp Teknisyenleri derneklerinin istisnasız herkesin Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri yapılması fikrini samimi bulmuyoruz ve kendileriyle çelişkili olduklarını düşünüyoruz. Zira herkesin AABT olması halinde Acil Tıp Teknisyenleri derneklerinin varlık gerekçesi ortadan kalkmayacak mıdır? Özel veya tüzel hangi kişilik, hangi varlık kendi varlığını sona erdirecek bir tehdide olumlu yaklaşır? Doğanın düzenine bile aykırı bir durumdur bu. Diğer taraftan bugün Acil Tıp Teknisyenleri sayısı fazla biz onlardan yana olalım diyen malum sendikalar, hiç Acil Tıp Teknisyenleri kalmayınca durumu kurtarmak için ne tür bir ruh haline bürüneceklerdir. Yine popülist yaklaşımla insanları tartışmaların içine mi atacaklardır. Par-Der’den bir kısım ise konuya aristokrat mantığıyla yaklaşmakta başlamadan çözümsüzlüğe düşmektedir.
Meclis sağlık komisyonu üyelerinin bile henüz ambulansların kadrolarının nasıl oluştuğuna dair fikirleri yokken, öğrendiklerinde ise çok şaşırırken, konuya bu kadar umarsız yaklaşırken, arazide çalışan personellerin ve onların birliklerinin, örgütlenmelerinin, kuruluşlarının birbirine düşmeleri anlamsız değil midir? Birleşip genel haklarımızı kazanmak için güç birliği yapacak yerde, hele ki hastanelerin ve sağlık kurumlarının özelleştirmelerinin, satışlarının yapılacağının açıklandığı şu günlerde birbirimizle birleşip güç birliği yapmak yerine, birbirimizle çatışma haline düşmemiz birilerinin ekmeğine yağ sürmeyecek midir?
Yorumların çoğu 112’nin geleceği hakkında yapılan yorumlarda 2 adım ötesini göremeyen yorumlardır. Meclis Sağlık Komisyonuna ekiplerin hekimsiz olduğu söylenmektedir. Başka yakınacak bir konu kalmamış gibi. Lütfen gözünüzü açıp gelişmelere bir bakın; Aile hekimliği çıkmıştır. Hekimler oturduğu yerden hasta bakacaktır. Yani 112’deki gibi hekim hastaya değil hasta hekime gelecektir. Kazancı çok yüksek olacak, izin sorunu bulunmayacaktır. Bu gibi avantajlar nedeniyle çok fazla sayıda 112 doktoru aile hekimliğine geçiş yapacaktır. Aldığımız duyumlara göre aile hekimliğine geçmek için birçok il sağlık müdür ve yardımcıları, 112 başhekim ve yardımcıları da görevlerini bırakmaya hazırlanmaktadır. Sahada çalışan hekimler mesleklerine gerekli saygının gösterilmediği kanaatindedir ve manevi olarak mesleki tatmin için aile hekimliğinin çok daha ciddi ve saygı duyulacak bir görev olacağı düşüncesindedir. Diğer yönden tam gün yasası ile birlikte özel sağlık kuruluşları mecburi olarak sistemden birçok hekimi tarafına çekecektir. Açık seçik görünen bir resim vardır ki oda şudur; 112’nin geleceğinde doktor yoktur. Sistemin idari yönü yönetim bilimleri mezunu yardımcı sağlık personellerine, teknik yönü ise Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri ve Acil Tıp Teknisyenlerine kalacaktır. Eğitimler de bu varsayımların ışığında düzenlenmeli, alternatifli, uzun vadeli, sistem gereksinimlerini en iyi karşılayacak planlar hazırlanmalıdır.
Düz liseler paramedik bölümlerine alınırken Acil Tıp Teknisyenlerine fırsat eşitliğinin sağlanmaması ve yeterli kontenjan oluşturulmaması sosyal hukuk devleti ilkesine uymaz. Düz lise çıkışlı bir kişi 2 yılda almış olduğu eğitimle bu görevi ifa edebiliyorsa 4 yıllık bir sağlık eğitimi alan ve ayrıca sahada çalışan bir Acil Tıp Teknisyeninin tamamlama eğitimi ile görevi layıkıyla ifa edeceğini düşünüyoruz. ABD’de sertifikasyon programlarıyla profesyonel şekilde yapılabilen bu meslek dalı, Türkiye’de düzenlenecek sertifikasyon programlarına katılacak Acil Tıp Teknisyenleri tarafından da profesyonel şekilde icra edilebilecektir. Şu an 112 tarafından düzenlenen hizmet içi eğitimlerde dahi Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri ve Acil Tıp Teknisyenleri ayrımı yapılmamakta, tüm yardımcı sağlık personeli aynı eğitimi almaktadır. Hatta bazı eğitimler hekim eğitimleri ile aynı içeriğe sahiptir. Bu şartlar incelenip, bilinip de bu şekilde kemikleşmiş düşünceleri savunmak da gerçekçiliğe aykırıdır.
Bu açıklamaları yaparken Acil Tıp Teknisyenleri ve Ambulans ve Acil Bakım Teknikerler arasındaki tartışmalara hiç değinmiyoruz. Zira bu tartışmaların ve anlaşmazlıkların eğitim seviyesi farkından değil iş ahlakının yeterince bulunmadığından kaynaklandığı kanaatindeyiz. Bir çok hekim yanında çalışan bayan Acil Tıp Teknisyeni veya hemşire yorulmasın diye müdahale çantasını bile taşırken, bazı Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri defterimi unuttum git al gel diye emir verebilmektedir. Veya ilkokul mezunu kadrolu bir şoför 4/B’li olan Ambulans ve Acil Bakım Teknikerine tavır alıp, yerine getirmesi gereken görevleri uygulamayıp eşgüdümlü çalışmayı zehir edebilmektedir. Bu tip durumların sebebi –tekrar söylüyoruz ki- eğitim seviyesi, görev farklılaşması değil, iş ahlakının çalışma barışının yeterince oturtulamamasıdır. İş ahlakının oturtulmadığı ulusal bir çalışma sisteminde herkesi Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri yapsanız dahi benzer tartışmalar devam edecek örneğin bu seferde sen düz lise kökenlisin ben Acil Tıp Teknisyeni kökenliyim tartışması başlayacaktır.
Bu amaca yönelik başlatılacak bir eğitim programında aktif olarak hizmette çalışan Acil Tıp Teknisyenlerinin uygulama konusunda sıkıntı çekeceklerini düşünmüyoruz. Ancak bu demek değildir ki işin teorik boyutu boşlanmalı önemsenmemelidir. 112 sisteminde işe girmiş ve hali hazırda çalışıyor olan hiç kimsede uygulama şartı aranmamalıdır. Bu sözümüze karşı çıkan çok kişi olacaktır. O kişilere şimdiden cevap verelim ki; bırakın ön lisans sağlık programını tıp fakültelerinden mezun olup da, sağlık bakanlığında işe başladığı halde tansiyon almayı bilmeyen ve ilk kez çalıştığı birimde öğrenen o kadar hekim örneği görülmüştür ki; bu örnekler sağlıkla ilgili uygulama eğitiminin en iyi şekilde çalışarak gerçekleştiğini, hele ki 112 gibi özel birimlerin çalışma usullerinin ancak iş başında pekiştirilebileceğini aşikar kılmıştır. Sahada çalışan 112 personeline yoğunlaştırılmış tam teorik kapsamlı bir eğitim verilmesiyle hem konuya hızlı bir şekilde müdahale edilmiş olur, hem kalite düşürülmez, hem de eğitimde fırsat eşitliği sağlanmış olur. Par-Der’inde dediği gibi “Paramedik eğitimleri için gerekli çalışmalar yapılmış, müfredat standardizasyonu sağlanmış, bir eğitim matrisi oluşturulmuş ve meslek eğitiminde kalitenin arttırılması ile ilgili önemli kararlar alınmıştır.” Standartlaşan müfredat yoğunlaştırılmış programlarla alanda çalışan personele verildiğinde ne standart kaybolacak, ne kalite düşecektir. Eğitim aynı eğitimdir, sadece daha hızlı olarak görülecektir.
Özel üniversiteler paramedik bölümlerini çok hızlı bir şekilde faaliyete sokmuşlardır. Bunun anlamı bizce şudur; özel üniversiteler sektörün ihtiyacını görmüş ve o ihtiyaçtan kazanç elde etmek için hızla harekete geçmişlerdir. Özel üniversiteleri bu konuda kimse suçlayamaz. Kimseyi zorla bölümlerine kaydetmiyorlar. Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta şudur; eğer gerekmese özel üniversiteler bu alana yatırım yapmazdı. Hızlı hareket eden özel üniversiteler değil, yavaş hareket eden YÖK, devlet üniversiteleri ve Sağlık Bakanlığıdır. Konu aşağıda alevlenmiştir; üst düzey yönetimler bir an önce karar alıp aşağıdaki alevi söndürmelidirler.,
Herkesi sağduyuya davet ediyoruz. Bu işin çözüm yolu karmaşık ve çetrefillidir. Heyecanla hareket etmekle yol alınamaz. Atılacak adımlar ne ATT-Der’in feryat etmesi ile belirlenir, ne Par-Der’in karşı çıkması ile durur. İşin içinde YÖK vardır, Üniversiteler Arası Kurul vardır, sağlık Bakanlığının çalışmaları, görüş bildirmeleri ve istemleri gerekecektir, Devlet Personel Başkanlığının kadro belirlemeleri, maliye bakanlığının bütçe onayları, TBMM’deki ilgili komisyonların ilgili çalışmaları v.s. bu konunun çözüme kavuşması için gereken birkaç adımdır.Bakkalın yanına çırak alması gibi basit bir işlemden bahsetmiyoruz. Tabiî ki konu önemsenmeli, üzerine gidilmelidir. Ancak bu yapılırken hassasiyetlere dikkat edilmeli yangın çıkarılmamalıdır. Üye kazanmak veya şirin görünmek için gelişmelere zarar verecek popülist politika ve söylemlerden de uzak durulmalıdır.,
Tüm Sağlık-Sen 112 Acil Ar-Ge birimi olarak konu hakkındaki genel düşüncelerimiz bunlardır. Öncelikli olarak herkesin sağduyulu olması gerekmekte lüzumsuz yere ortam gerilmemelidir. ATT-DER ve PAR-DER yetkililerinin pozisyonları kitleleri etkilemeye müsaittir. Bu nedenle öncelikle bu iki kurumun sakin olmaları gerekmektedir. ,
Konuya ilişkin belirlediğimiz yol haritası ana maddeleri ile aşağıdadır. Birlikte hareket etmek en iyi çözüme kavuşmamızı sağlayacaktır. Saygılarımızla…
ATT’LERİN AABT’LİĞE GEÇİŞ SÜRECİNDE SENDİKAMIZIN İZLEYECEĞİ YOL HARİTASI
YAPILACAK ARAŞTIRMALAR
1- Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri seviyelerinin belirlenebileceği sertifikasyon programları.
2- Ülke genelinde 112 sisteminde hizmet sunan tüm personelinin ayrıntılı unvan tablosu.
3- Uzun vadede doktorsuz 112 sisteminin yapılanma modelleri.
ZİYARETLER
1- Sağlık Bakanlığı; İlgili birimlerinin görüşlerinin alınması, görüş bildirilmesi.
2- DPB ve Maliye Bakanlığı; Konuya yaklaşımlarının belirlenmesi
3- TBMM Komisyonları; Görüş alınması ve yapılan çalışmaların sunulması
4- YÖK ve Üniversite Rektörlükleri; İlgili bölümlerle ilgili görüş alınması ve görüş bildirilmesi.
5- ATT-DER, PAR-DER; Eşgüdüm sağlamak.
GELİŞTİRİLECEK-BENİMSETİLECEK FİKİRLER
1- 112 Acil Sisteminin istihdamı tamamıyla Ambulans ve Acil Bakım Teknikerlerinden oluşmalı. Hizmeti yürütmekte olan Acil Tıp Teknisyenleri Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri seviyesine yükseltilmeli. İşe ilk girişlerde ise paramedik eğitimi şartı getirilmelidir. Sistem 5-6 yıl içinde Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri istihdamı modeline geçmelidir.
2- İstihdamı gerçekleşen Acil Tıp Teknisyenlerinin eğitim alabilmesi için ihtiyaca cevap verecek şekilde Türkiye’nin birçok bölge ve üniversitelerinde paramedik bölümleri açılmalıdır.
3- Bu bölümlere 112 çalışanı olması şartı ile kontenjan serbest bırakılmalı, devam zorunluluğu olmamalıdır.
4- Düz liselilerin paramedik bölümüne girişi bir müddet kısıtlanmalı ya da Acil Tıp Teknisyenlerinin tümüne bu hak sağlanmadıkça düz lise çıkışlıların eğitimi şişirmesi engellenmelidir.
5- Acil Tıp Teknisyenlerinin ihtiyacı karşılandıktan sonra hepsi aynı eğitimi almış olan kişiler olarak sistem tamamen Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri istihdamı üzerine kurulmalı, kimin ne kadar müdahale yapacağı, hangi ilacı kullanabileceği ise ABD sistemindeki gibi alınan eğitim ve sertifikasyon programlarının varlığı ile belirlenmelidir.
6- Bu sertifikasyon sisteminin teşvik edilmesi ve kalitenin artırılabilmesi için sertifika düzeyine göre ücret politikası güdülmelidir.
7- 2 yıllık eğitim programı sonucu paramediklik hakkı kazanan kişilerin sistemde istihdamı sağlanmalı, hak kaybı engellenmeli, hakkın korunması sorunu 4. madde çerçevesindeki kısıtlamalar gibi önlemlerle sorun doğmadan kaynağında engellenmelidir.
8- Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri istihdam modeli gerçekleştikten sonra yoğunlaştırılmış programlar kaldırılmalı, istihdam şartı olarak Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri bölümü mezuniyeti nihai karar olarak kalmalıdır.
Saygılarımızla.
TÜM SAĞLIK-SEN
112 ACİL AR-GE BİRİMİ
Koordinasyon Birim Başkanı Üyeler
Kürşad Emre ÖĞRETMEK Kadir AY Gülden ÇİFTÇİ
Ali ÖZÇELİK
Kaynak: Tüm Sağlık Sen
..